SAF OKSİJEN TEDAVİSİ

SAF OKSİJEN TEDAVİSİ

Başta doğum günleri ve diğer belli başlı özel ya da genel günler, biz erkek ve kadınların yaş aldığını, yaşlandığını simgeler. Birçoğumuz için yaşlanma, kabullenilmesi ve yüzleşilmesi kolay olmayan bir dönemdir. Her durumda, yaşantımız içindeki, gerçekleri kabul edip, kendini koruma tedbirlerini almak, herkesin özel yolunu seçmesini sağlar. Yaşam stilimizdeki farklılıklar bile genetik kaderimizi dahi etkileyebiliyorken, yerküredeki yaşantımızda, olan ve olacağı kabullenme, ancak koruma tedbirlerini, yaşam içindeki her durumda almak en sağlam seçilmiş yol olacaktır. Yaşam sürecimiz boyunca, doğal olarak yaşlanırken, vücut ve yüz cildimize olan ilgisizlik ve bakımsızlık, (yaşam içindeki her şey için geçerli ) yaşlanma sürecimizi görünür ve hızla belirgin hale sokar. Tabii ki genetik yapımız cildimizin en önemli belirleyicisidir. Cildimizin yapısı, bileşenleri, erken ya da geç yaşlanacağı, problemli olup olmayacağı, rengi, hatta lekeli olup olmayacağını genetik yapımız belirlemektedir. Bunun dışında çevresel etkiler, yaşam şeklimiz de cilt yapımızdaki etkileyici faktörlerdendir. Ancak, cildimizi kaderi ile baş başa bırakmak doğru değildir.
Üst derinin en altında bulunan, hücre tabakası cildimizin en aktif kısmıdır. Cildin 28-42 günde bir sürekli yenilenmesini sağlayan bu bölümde, cilde rengini veren madde de meydana gelmektedir. Üst derinin bu en alt tabakasının görevlerini yerine getirip, hepimizin gördüğü derinin sağlıklı, canlı, sorunsuz görünebilmesi için enerjiye ihtiyacı vardır. İhtiyaç duydukları, oksijen dışındaki glikoz, aminoasit, yağ asitleri gibi enerji veren maddeleri gıdalardan elde ederler. Hücreler bu maddeleri yakamazlar. Ancak kesinlikle enerjiye dönüştürürler.
Genç ciltlerin enerjisiz kalmak gibi bir sorunları yoktur. Taze ve canlı görünümlü derinin asıl beslenme kaynağı alt derideki kan damarlarıdır.

Olgun ciltlerde ise, kan dolaşımı yeterli değildir. Alt derideki minik damarlar tahrip olmuştur. Üst derinin ihtiyacı olan oksijen ve besini sağlayamamaktadır.

Sonuç olarak, hücre bölünmesi azalır. Böylece cilt incelir, kurur, formunu kaybeder, lekelenir, sonuç olarak kırışır.

Oksijen, hayat iksiridir. Oksijen olmadan, cilt ve vücut hücrelerine enerji gitmez, cilt sıkılığını kaybeder, yorgun bir görünüm alır. Kırışıklıklar ve erken yaşlanmanın belirtileri ortaya çıkar.

İnsanın evrimi ile birlikte gelen bir başarı öyküsü olan Oksijen’in , tedavide kullanılma fikri, doğal bakımlardan yana olan bilim adamı , Lother Bode tarafından geliştirilmiştir. Almanya’da , Fraunhofer Biomedikal teknoloji Enstitüsünde yapılan bilimsel çalışmalar sonrasında geliştirilen, basınçlı oksijen tedavi yönteminin uygulandığı cihaz, 1997 yılında patentini almıştır. Dünyanın onayladığı, estetik dermatoloji alanında kullanılan bu teknoloji dünya çapında, Madonna , Jennifer Aniston, Caprice , Courtney Cox , Agabani Darego, Jenny Eclair, Lorraine Kelly gibi ünlülerin de tercih ettiği yeni tedavi yöntemidir. Gerek vücut, gerek yüz cildindeki üst derinin alt tabakalarına, özel formüllü ürünler, 2 bar basınçlı saf oksijen ile, 90 dakika boyunca ciltte depolanacak şekilde, özel 4 adımda girdirilir. İğnesiz, basınçlı oksijen tekniği ile hangi estetik dermatolojik problemlerimize çözümler getirebiliriz?

1 – ANTIAGING ( Cildimizde erken yaşlanma belirtileri olan, sarkma, gevşeme, kırışıklık, kuruluk problemlerinde ),
2 – LEKE ( Cildimizde her nedenle ortaya çıkan lekelerde, diğer estetik dermatolojik müdahalelerle kombine olarak ),

3 – AKNE ( Ergenlik ve her yaştaki, her nedenle olan sivilce problemlerinde, dermatolojik ve estetik dermatolojik tedavi ve müdahalelerle kombine olarak ),

4 – İZ ( Örneğin, yanıkların sonrasında hoş olmayan izlerde, dermatolojik ve estetik dermatolojik tedavi ve müdahalelerle kombine olarak ),

5 – SELLÜLİT ( Mezoterapi ve / veya endermoloji (ör:LPG) ile yapılan tıbbi tedavi yöntemleri ile de kombine olarak ).

Hassas, etkili, güvenli bir yöntem olan oksijen tedavisi, cildimizin, yaş günlerimizde daha genç görünümlü, tazelenmiş görünmesine neden olabilecektir. Sağlıkla kalın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir